MÜSİAD ANKARA İFTARINA KABİNEDEN YOĞUN KATILIM

09 Temmuz 2014

 

 

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Ankara Şubesi tarafından düzenlenen ve gelenekselleşen Ankara İftar yemeği siyaset, bürokrasi ve iş dünyasını biraraya getirdi. Başbakan Yardımcıları ve Bakanların yoğun bir katılım gösterdiği iftar yemeğine yaklaşık 1300 davetli katıldı.

8 Temmuz 2014 Salı günü, Ankara Congresium’da ge

rçekleşen “Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı” programına çok sayıda davetli katıldı. Kabineden de yoğun ilgi gören yemekte, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Başbakan Yardımcıları Ali Babacan ile Bülent Arınç katılan isimler arasındaydı.

 

 

MÜSİAD Ankara Şube Başkanı İlhan Erdal’dan Birlik ve Beraberli Vurgusu

İftar yemeğinin ardınan konuşma yapan ev sahibi MÜSİAD Ankara Şube Başkanı İlhan Erdal, MÜSİAD'ın tıpkı bir aile gibi karşısına çıkan güçlükleri aşmasını bildiğini söyledi.

MÜSİAD ailesinin kültürü ile yetişen isimlerin bugüni oda ve borsalarda söz sahibi isimler haline geldiğini belirten Erdal, üretmeyi, inşa etmeyi ve teknolojiye yön vermeyi hedeflediklerini ifade etti. Erdal, ayıran, bölen ve kutuplaştıran bir dil kullanılmaması gerektiğini, bunun yerine uzlaşmacı ve birleştirici bir tutumun benimsenmesinin öneminin altını çizdi.

Erdal, ayrıca, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin milli iradenin vesayet karşısından başarılı olmasının sinyallerini verdiğini de kaydetti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir dönüm noktası olacağını belirten Erdal, “Bu dönüm noktası, çevremizdeki İslam coğrafyası için de son derece önemli olacaktır” dedi.

Düzenlenen organizasyonda söz alan MÜSİAD Genel Başkanı Nail OLPAK, kadim değerlerine sahip çıkmayı asli görevleri olarak gördüklerini belirtti.

 

 

Olpak: “Irak’ta Yaşananları Kınıyoruz”

İslam dünyasının birlik ve beraberlikten uzak kalmasını eleştiren Olpak, "Bırakın akan kanı durdurabilmeyi, oruç ayına bile aynı günde başlamayı başaramayan, iftar ve sahur saatlerin de bile hala anlaşamayan İslam coğrafyasındaki dağınıklık sebebiyle ramazan ayına buruk duygularla girdik. Bu coğrafyanın parlayan yıldızı ve umut ışığı ülkemizde ise siyasi istikrar sonucu elde edilen ekonomik istikrar huzur ve güven ortamı devam ederken son dönemlerde yaşanan bazı olayları manidar buluyoruz" diye konuştu.

Olpak, Irak'taki gelişmelerin bölge barışına büyük bir darbe vurduğunu kaydederek, "cihat" adı altında kardeş kanı akıtılmasını reddettiklerini vurguladı.

 

 

“Olumsuzluklara Rağmen Büyümeye Devam Ediyoruz ”

Geçen yılın ilk yarısında dünyanın gelişmiş ülkeleri krizle nasıl başa çıkacağını düşünürken, Türkiye'nin “müthiş bir havaya” sahip olduğunu anımsatan Olpak, konuşmasını şöyle devam etti:

"Geçen yılın ilk yarısında dünyanın gelişmiş ülkeleri hala krizle nasıl başa çıkacağını tartışırken, ülkemizde adeta rüya gibi bir ekonomik gelişme yaşanıyordu. Tam bu dönemde Gezi Parkı ile başlayan, 17 ve 25 Aralık'la devam eden uzun güven ve istikrarımızı bozmaya yönelik tüm olumsuz koşullara rağmen Türkiye, 2013'te yüzde 4 büyüdü. Bu yıla felaket senaryoları ile büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edildiği bir ortamla girdik. Bizse ısrarla elimizdeki tablonun kötü bir senaryo göstermediğini ifade ettik. İlk çeyrekteki yüzde 4,3'lük büyüme haklılığımızı gösterdi."

Olpak, ihracat artışına dikkati çekerek, bu yıl da kötümser bir takvim düşünmediklerini dile getirdi.

Büyümeyi son iki çeyrekte olumlu etkileyen özel sektör yatırımlarının 2014 ilk çeyreğinde yüzde 1,3 düştüğünün de altını çizen Olpak, "Bunun sebeplerinden birisinin yaşanan diğer belirsizliklerin de yanı sıra Merkez Bankasının faiz indiriminin de etkisinin olduğunu düşünüyoruz. İlk altı aylık verilerin yanı sıra ihracat artışını da göz önünde tutarsak, ekonomi yönetimimizin ilave bir kararı olmazsa, bu yıl da kötümser bir büyüme tahmini düşünmüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Olpak ayrıca, gelecek günlerde 2014 Ekonomi Raporu'nu da kamuoyu ile paylaşacaklarını duyurdu.

 

 

Babacan: “MÜSİAD Gönül Dünyamızda Çok Özel Bir Yeri Olan Bir Kurum”

İftar Organizasyonunda protokol konuşmasını yapma üzere kürsüye çıkan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “MÜSİAD, düzenlediği etkinliklerle, hazırladığı raporlarla ve toplumun tüm kesimleriyle kurduğu temaslarla kurulduğu ilk günlerden bu yana güzel hizmetler veren ve gönül dünyamızda çok özel bir yeri olan bir kurum” dedi.

 

 

“Büyüme Hedefleri Yakalandı”

Mevcut ekonomik yapıyı da değerlendiren Babacan, son dönemde açıklanan büyüme rakamlarına değinerek, “Dış konjektördeki zorluğa rağmen, içinde bulunduğumuz coğrafyanın sıkıntı ve risklerine rağmen  ve iç siyasi ve sosyal alanlarda yaşanan sorunlara rağmen başta hedeflediğimiz oranlarda büyümeye devam ediyoruz” dedi. 

Dünya ekonomisinin son 7 yıldır zor dönemlerden geçtiğini ve son 100 yılın en büyük krizini ise geçtiğimiz dönemde yaşandığını anlatan Babacan, bu krizin hala daha atlatılamadığını dile getirdi. Son 1-1,5 yıldır gelişmiş ekonomilerde toparlanma trendinin görüldüğünü kaydeden Babacan, Avrupa’daki toparlanmanın sağlam bir temele oturmadığını anlattı.

Gezi olayları ve 17 Aralık sürecine de değinen Babacan, “Türkiye’nin sadece küresel ekonomik konjektörü değil kendi içinde yaşadıkları da bizi etkiledi. Geçen sene Mayıs-Haziran aylarından sonra Gezi olaylarının etkisini hep beraber hissettik. Bir yandan dış dalga bir yandan kendi içindeki hareketlilik bizi olumsuz etkiledi. Arkasından bir de 17 Aralık süreci yaşadık. Gerçekten her yönüyle bir darbe girişi diye adlandırabileceğimiz bir süreç yaşadık. Bütün bunlara rağmen, dış konjektördeki zorluğa rağmen, içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanan son derece sıkıntılı, riskli tabloya rağmen, kendi içimizde yaşadığımız Gezi olayları ve 17 Aralık gelişmelerine rağmen ekonomimiz baştan hedeflediğimiz oranlarda büyümeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki ekonomik gelişmelerle ilgili bilgi veren Babacan, önümüzdeki dönemde yoğun bir reform gündemin olduğu vurguladı. Babacan, enerji, sanayi, eğitim ve hukuk alanında önümüzdeki dönemin önemli konuları olduğunu altını çizdi.

Eğitim konusunda reformlara devam edilmesi gerektiğini belirten Babacan, eğitimde bulunulan noktadan memnun olunmadığını ifade etti.

 

 

Arınç: “Ülkemizin Geleceğinde MÜSİAD’ın Yeri Önemlidir”

Programda bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Arınç, MÜSİAD’a karşı çok büyük güven ve sevginin olduğunu belirterek, “Sağlam ve emin adımlarla gittiler, dürüst oldular. Attıkları adımları bilerek atıyorlardı. Sayıca çok olmanın, çok gürültü çıkarmanın değil hedefe çok daha güçlü adımlarla gitmenin hesabını yapıyorlardı. Düştüler kalktılar ama dosdoğru gittiler. Ülkemizde yapılması gereken çok önemli işler vardı. Prensip, inanç, ahlak sahibi insanlar bir sistem içinde bugüne kadar bunu başardılar” dedi.

Hangi demokratikleşme adımı atılmışsa orada yanı başlarında, MÜSİAD'ı gördüklerini belirten Arınç, "24 yıl içinde nice badirelerden geçilmiştir ama MÜSİAD inandığı doğrular etrafında hiçbir zaman, tavrını değiştirmedi. Bugün MÜSİAD'ı değerli kılan da budur. Türkiye'nin geleceğinde MÜSİAD'ın çok önemli bir kurum olduğuna inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

 

 

“Hukuk İçinde Kalmaya Mecburuz”

Arınç, yargı, medya ve güvenlik güçleri içerisinde emirlerini hukuktan, yönetmelikten ve mevzuatlardan değil, kendi içerisindeki bir hiyerarşik yapılanmadan alan başka kurumlar meydana gelmişse bunun da büyük bir tehlike olduğuna dikkati çekti.

Dışarıdan Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenlerin sorduğu sorulardan birisinin de "Hukuk sisteminin ciddiyetini koruyup koruyamayacağı" olduğunu söyleyen Arınç, "Bizim konuşmalarımızda hep bu güvenceyi vermemiz lazım. Bu ülkede adalet içerisindeki farklı bir yapılaşmayla ilgili değil, aynı zamanda hükümetlerin de parlamentonun da sürdürülebilir bir hukuk sistemini var etmesi lazım" diye konuştu.

Burada kendileri kadar iş dünyasına da büyük sorumluluk düştüğünü belirten Arınç, "Artık devletin bir yüzü vardır iki yüzü değil, o da hukuktur demenin tam zamanıdır. Hukuk içinde kalmaya mecburuz, hukuk örselenir, yıpranırsa Kutup Yıldızı olmadığında yolumuzu kaybetme çok daha büyük bir risk haline gelir. Her şey yıkılmalı ama adalet yerinde kalmalı ki insanlara yol gösterebilsin, 'Adalet var, şurada da hakimler var. Mutlaka hakkımı alabileceğim' düşüncesi hakim olmalıdır" değerlendirmesini yaptı.

 

EN