BARIŞ SÜRECİNİN DİNAMİKLERİ MÜSİAD ANKARA’DA MASAYA YATIRILDI

16 Mayıs 2015

 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Ankara Şubesi tarafından; MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr.Mustafa Özel’in katılımıyla “Ulus, Millet ve Medeniyet, Barış Sürecinin Dinamikleri” konulu konferans Ankara Ticaret Odası’nda düzenlendi. MÜSİAD ve Genç MÜSİAD üyelerinin geniş katılımıyla gerçekleşen programda, “Ulus” ve millet kavramları çözüm süreci kapsamında ele alındı.

 

ERDAL: “MÜSİAD AİLESİNİN 25 YILLIK BİRLİKTELİĞİ ALLAH’IN BİR NİMETİDİR”

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren MÜSİAD Ankara Şube Başkanı İlhan Erdal, Anadolu’nun kutlu birlikteliğini simgeleyen MÜSİAD’ın 25. Yılını kutladıkları bu günlerde, bir ahlak ve gelişim misyonunun timsali olan bu çatıda, Ankara Şubesi Kurucu Başkanı Hüdaverdi Çakır başta olmak üzere bu süreçte emek veren herkese teşekkür etti. Bilgi toplumu olmanın önemini vurgulayan Erdal gelişim için okuma, araştırma ve dinleme mefhumlarının öneminin altını çizdiği konuşmasında, Dr. Mustafa Özel’e bilgisinin zekatını Ankara’da paylaşmasından dolayı şükranlarını sundu.

 

 

ÖZEL: “İNSANLIK TARİHİ DÜZ BİR ÇİZGİ ŞEKLİNDE İLERLEMEZ”

Açılışın ardından konuşmasına başlayan Mustafa Özel, geçmiş 1000 yıllık süre içerisinde Dünyanın iktisadi merkezinin Çin, Hindistan, Akdeniz, Batı Avrupa, Doğu Amerika ve Batı Amerika şeklinde bir kayma gösterdiğini dile getirdiği konuşmasında 2015 yılı itibariyle bu merkezin tekrar Çin’e geldiğini belirterek, “İnsanlık tarihi düz bir çizgi şeklinde ilerlemez. Tarih içerisinde yükselişler ve düşüşler vardır. Devletler, şirketler ve tüm organizasyonel yapılar da böyledir. Belli organizasyonel yasalara uyulduğu takdirde bu yapıların yükselme, gelişme ve ayakta kalma şansı olur.” dedi.

ÖZEL: “KÜRT MESELESİ ULUSÇU KISIR BİR PROJENİN PARÇASI OLARAK ÇÖZÜLEMEZ”

10 bin yıllık bilinen tarih içerisinde tahmini olarak 2 milyara yakın organizasyonel yapı bulunurken, 200 yıl yaşamış olan siyasi organizasyonların 100’ün altında olduğunu belirten Özel; “Bu yapılardan biri olan 700 yıla yakın yaşamış olan Osmanlı’nın parçasıyız. Bir topluluğun devlet kurma iradesi ve gücü yoksa o topluluğa bir isim vermekte zorlanırsınız. Toplumların isimleri siyasi iradeleri ve sistemi yaşatma güçleri ile bağlantılıdır. Osmanlı batıya akan bir sistem olarak arkasında kalan doğuyu sağlam temeller üzerine inşa etmiştir. Doğusunda yer alan Safevi Devleti ile arasında yer alan Kürt yapısının, Safevilerin bir parçası olmaktan 700 yıl süre ile engel olmuştur. Birlikte hareket etmek sadece Türkler için değil, Kürtler için de hayati öneme sahiptir. Büyük devlet olmak akan bir nehre benzer. Küçük gruplar bu nehirde hayat bulabilmelidir. Eğer Yeni Türkiye diyeceksek, akma meyili gösteren ve potansiyeli olan bu nehre hep beraber omuz vermeliyiz. Bu yüzden Türkiye’deki herhangi bir siyasi sistem Kürt meselesini ulusçu kısır bir projenin parçası olarak çözemez. Bundan 90 yıl önce elde kalan mülkü korumak için geliştirdiğimiz Avrupai Ulus Projesi herhangi bir meselemizin çözümü olamaz.” dedi.

 

 

ÖZEL: “UFKUMUZU OSMANLI İLE SINIRLAYAMAZSINIZ”

Türkiye’de yaşayan 80 milyon insanın kendini tanımlamak için kullanabileceği altı farklı kavramın olduğunu belirten Özel, bu kavramların ulus, millet, kavim, halk, ırk ve ümmet olduğunu vurguladı. Ulus kavramının yakın tarihi unutmaktan geçtiğini belirten Özel; “Bir topluluk unutarak ulus, hatırlayarak millet olur. Yakın tarihimizi unutamadığımız için bizler ulus olamadık. Ancak biraz daha iyi hatırlayarak bir millet olabiliriz. Bizden istendiği gibi, İslam’ı ortaçağ karanlığı, padişahlarımızı kadınlara düşkün yöneticiler olarak nitelendiremedik. Kahramanlarımız sorulduğunda Hz.Ömer’i, Fatih Sultan Mehmet’i hatırladık. Bu gösteriyor ki, bizler unutmuyoruz. Bu nedenle de Avrupa’da tutan ulus mayası bu toplumda tutmuyor.” Türk toplumunun ulus değil, bir millet olduğunu ifade etti. Avrupa’da bir konferansta anlattıklarının Osmanlıcılık olduğunu söyleyen birine; “Bizi niçin Osmanlı ile kıyaslıyorsunuz? Osmanlı iletişim ve ulaşım imkanları kısıtlı iken Yemen’den Bosna’ya kadar uzanmış. Bizi bu kadar dar alanda tutamazsınız” dediğini belirterek, “Bizim kavmi ve ulusu aşan bir tahayyülümüz var ve buna Türkler ve Kürtler olarak hep birlikte omuz vermeliyiz.” diyerek sözlerini tamamladı.

 

 

EN